on with - Turc Anglais Dictionnaire

on with

Sens de "on with" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 7 résultat(s)

Anglais Turc
Colloquial
on with expr. haydi başlasın!
on with expr. başlasın!
on with expr. biriyle telefonda
on with expr. biriyle internet üzerinden iletişimde
on with expr. biriyle telefonla irtibat halinde
on with expr. biriyle internet üzerinden irtibat halinde
on with expr. telefonla/internet aracılığıyla birinden destek almakta

Sens de "on with" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
a card with a child's picture on it n. üzerinde çocuk resmi olan bir kart
be on familiar terms with somebody v. teklifsiz olmak
catch on with somebody v. gözde olmak
get on well with somebody v. anlaşmak
sail with the wind on the quarter v. apazlamak
get on with v. devam etmek
look with favour on v. hoşgörmek
be on bad terms (with someone) v. araları bozulmak
look with favour on v. hoş karşılamak
get on with v. anlaşmak
lay it on with a trowel v. methetmek
start work on with purpose and vigor v. atağa geçmek
carry on with v. korte etmek
carry on with v. ile ilişkisi olmak
getting on with v. geçinmek
be on intimate terms with v. senlibenli olmak
catch on with somebody v. popüler olmak
be on familiar terms with somebody v. samimi olmak
be on intimate terms with v. sıkı fıkı olmak
be on speaking terms with v. biriyle selamlaşıp konuşmak
go in with someone on v. bir şeyde biriyle ortak olmak
be on a par with v. eşit olmak
lay it on with a trowel v. abartmak
carry on with v. kırıştırmak
get on with somebody v. geçinmek
be on familiar terms with v. senlibenli olmak
get on well with v. bağdaşmak
carry on with v. devam etmek
carry on with v. düşüp kalkmak
carry on with v. oynaşmak
lay it on with a trowel v. pohpohlamak
carry on with v. gayrimeşru bir ilişki içinde olmak
carry on with v. aşna fişne olmak
get on with somebody v. anlaşmak
get on with v. biriyle iyi geçinmek
be on good terms with v. biriyle arası iyi olmak
get on with v. iyi geçinmek
carry on with success v. başarı ile sürdürmek
carry on with v. ilişkisi olmak
be on good terms with v. arası iyi olmak
be unable to get on with others v. çevresi ile geçinememek
collaborate with somebody on something v. işbirliğine girmek
talk on the telephone (with someone) v. telefonlaşmak
go on with v. -e devam etmek
stick with on v. -e yapışıp kalmak
get on (with) v. ilişkilerini uyumlu kılmak
get on (with) v. uyumlu ilişki kurmak
get on (with) v. ilerlemek
get on (with) v. gelişme sağlamak
get on with v. işini sürdürmek
get on (with) v. ilerleme göstermek
get on with v. işine gücüne bakmak
get on with v. işinin başına dönmek
get on with v. birisiyle uyuşmak
get on with v. mutabık kalmak
be on good terms with someone v. birisiyle iyi ilişkiler içinde olmak
be on bad terms with someone v. birisiyle ilişkileri kötü olmak
be on a par with someone v. aynı kulvarda olmak
cheat on with v. (eşini vb.) birisiyle aldatmak
keep on talking with someone v. görüşmeye devam etmek
go on with his/her life v. yaşamını sürdürmek
look back on one's accomplishments with satisfaction v. geriye dönüp baktığında başarılarından memnun olmak
put on par with v. eşdeğer tutmak
be put on par with v. eşdeğer tutulmak
get on with v. biriyle geçinmek
walk into the house with shoes on v. eve ayakkabıyla girmek
mell [uk] (with or on) v. karışmak (birinin işine)
difficult to get on with adj. dirliksiz
difficult to get on with adj. geçimsiz
with no license plate on adj. plakasız
on an equality with (someone) adv. anlaşmış vaziyette (birisiyle)
with emphasis on adv. 'e ağırlıklı vererek
on very friendly terms with adv. çok samimi
with emphasis on adv. ağırlık vererek
on parity with adv. 'ile eşit
on the square with adv. alacağı vereceği olmadan
on the square with adv. eşit olarak
on the square with adv. aynı seviyede
on the square with adv. ödeşmiş durumda
on a level with prep. ile bir seviyede
on a level with prep. ile aynı düzeyde
on a par with prep. eşit
on an equality with prep. eşit (birisiyle)
on an equal with prep. ile eşit olarak
on a par with prep. eşit derecede veya kıymette
on fire with prep. heyecanlanmış
on an equality with prep. müsavi
on an equality with prep. eşit olarak
on a level with prep. ile aynı hizada
on part with prep. ile eşit düzeyde
on a level with prep. bir düzeyde
on par with prep. ile eşit düzeyde
Phrasals
look on with v. başkası ile aynı kitaptan okumak
catch on with someone v. (ürün vb) popüler olmak
catch on with someone v. (ürün) tutmak
help someone on with something v. birinin bir şeyi (palto/mont vb) giymesine yardım etmek
look on with someone v. (kağıda/deftere vb) birisiyle bakmak
let someone get on with something v. birinin birşeyi yapmayı sürdürmesine izin vermek
push on with something v. zorla tamamlamaya/bitirmeye uğraşmak
look on with v. birisiyle aynı kitaptan okumak
sign on (with someone or something) (as something) v. ...olarak ekibe dahil etmek
struggle on with something v. elde olanla yetinmek/idare etmek
try something on with someone v. yeni bir şey ile ilgili birinin görüşlerine başvurmak
concur with (one) on (someone or something) v. (birisi) ile (belli bir kişi, düşünce ya da mesele) hakkında uzlaşmak
concur with (one) on (someone or something) v. (birisi) ile ((belli bir kişi, düşünce ya da mesele) üstünde anlaşmaya varmak
concur on (someone or something) with (one) v. (birisi) ile (belli bir kişi, düşünce ya da mesele) hakkında uzlaşmak
concur on (someone or something) with (one) v. (birisi) ile (belli bir kişi, düşünce ya da mesele) üstünde anlaşmaya varmak
confer (on someone or something) with someone v. durumu görüşmek/tartışmak
confer on someone or something (with someone) v. müzakere etmek
confer (on someone or something) with someone v. müzakere etmek
differ (with someone) on something v. (biriyle bir konu hakkında) tartışmak
differ (with someone) on something v. (biriyle bir konuda hakkında) anlaşamamak
differ (with someone) on something v. (biriyle bir konuda hakkında) aynı fikirde olmamak
differ (with someone) on something v. (biriyle bir konuda hakkında) münakaşa etmek
differ (with someone) on something v. (biriyle bir konuda hakkında) hemfikir olmamak
confer (on someone or something) with someone v. fikir alışverişinde bulunmak
differ (with someone) on something v. (biriyle bir konuda hakkında) ters düşmek
differ (with someone) on something v. (biriyle bir konuda hakkında) çekişmek
confer on someone or something (with someone) v. durumu görüşmek/tartışmak
confer on someone or something (with someone) v. fikir alışverişinde bulunmak
get on with it v. bir konuyu ilerletmek
get on with it v. bir şeyde ilerlemek
get on with it v. bir şeye devam etmek
get on with it v. harekete geçmek
get on with it v. bir şeye kaldığı yerden devam etmek
get on with it v. aksiyon almak
get on with it v. bir şeyi sürdürmek/devam ettirmek
struggle on with (something) v. (bir şeyle) idare etmek
struggle on with (something) v. zor/çaba gerektiren (bir şeyi) idare etmek
struggle on with (something) v. zor/çaba gerektiren (bir şeye) dayanmak
carry on with (someone) v. (biriyle) ilişkisi olmak
carry on with (someone) v. (biriyle) flört etmek
carry on with (someone) v. (biriyle) gürültü patırtı etmek
carry on with (someone) v. (birine) kur yapmak
carry on with (something) v. (bir şeyi) devam ettirmek
carry on with (someone) v. (biriyle) kırıştırmak
carry on with (something) v. (bir şeye) devam etmek
carry on with (someone) v. (biriyle) taşkınlık yapmak
carry on with (something) v. (bir şeyi) sürdürmek
carry on with (someone) v. (biriyle) kudurmak
catch on with (one) v. (birileri tarafından) tutmak
catch on with (one) v. (birileri arasında) popüler olmak
catch on with (one) v. (birileri tarafından) ilgi görmek
catch on with (one) v. (birileri arasında) rağbet görmek
chip in (with something) (on something) (for someone) v. birine hediye almak için toplanan paraya bir miktar katkıda bulunmak
compromise (on someone or something) with someone v. (biriyle) biri/bir şey üzerinde/konusunda uzlaşmak
concur (on someone or something) with someone v. (biriyle) biri/bir şey hakkında uyuşmak
confer on (someone or something) with (one) v. (biriyle birini/bir şeyi) müzakere etmek
compromise (on something) with (someone) v. (biriyle bir şey) konusunda anlaşmaya varmak
concur (on someone or something) with someone v. (biriyle) biri/bir şey hakkında mutabık olmak